|
TÜRKLER HANGİ IRKTANDIR? |
Son zamanlarda bazı gazete ve mecmualarda, Türklerin mensup olduğu ırk hakkında
bazı yazılar çıktı. Bunların hülâsası şudur:
Türkler Sarı Moğol ırkından değil, beyaz aryanî ırkındandır.
İlim yolu ile söylenmek istenen ve fakat objektif esaslara istinat etmiyen bu
hükümler hakkında düşündüklerimizi ve bugün bilinen şeyleri söylemek istiyoruz:
1- Bugün insan zümreleri artık renklere göre değil, dillere
göre tasnif olunuyor. Eskiden beyaz ırk namı altında toplanan Aryanilerle
Samilerin birbirinden çok uzak olduğu, keza eskiden sarı ırktan sayılan Türk ve
Moğollarla Çinlilerin hiçbir ırkî yakınlığı olmadığı artık bugün herkes
tarafından kabul edilmiştir.
2- Eskiden Türkler, sarı ırkın Ural Altay zümresinden sayılır ve bu zümreye,
Türkler, Moğollar, Tonguzlar, Finler ve Macarlar sokulurdu. Bugün Fin ve
Macarların yakın akrabalığı ispat olunmuş ve hatta Fin, Eston ve Macarlardan
mürekkep bir Fin Ogur teşekkül etmişse de Türk, Moğol ve Tonguzların bunlarla
akrabalığı ispat olunamamıştır.
3- Diğer taraftan Türklerle Moğolların bir asıldan geldiği kati suretle ispat
olunmuş ve Tonguzların bu zümreye iltihakı için, muvaffakıyetli mesaiye
başlanmıştır. Hatta şimdiye kadar sadece Türk sayılan Çuvaşların da Türklükle
Moğolluk arasında olduğu anlaşılmıştır.
4- Türkler ve Moğollarla Aryaniler arasında ise şimdiye kadar hiçbir yakınlık
gösterilmemiş ve ispata kalkışılmamıştır.
***
Türklerin aryani ırkından olduğu hakkındaki yanlış düşüncelerin niçin kabul
edilmek istendiğini bilmiyoruz. Sanırız ki, Moğolların vahşi ve barbar,
Aryanilerin ise medeni olduğu hakkındaki eskimiş telakkiler buna sebep oldu. Bu
telakki bazan o kadar garip şekiller aldı ki, Kürtler hakkında bir seri makale
neşreden bir zat, kendisine göre saydığı bir takım delillerden sonra
Kürtlerin de Türkler gibi Aryani ve Türk cinsinden olduğunu ilan etti.
Bu meseleyi yalnız hissi düşüncelerin mahsulü de telakki edemeyiz. Vahşi
Moğollarla akraba olmamak için, Turancılık inkar ediliyorsa, Çingenelerin de
mensup olduğu Aryani ırkına girmek hislerimizi daha çok incitmez mi?
Moğol, ne kadar medeniyetsiz ve barbar olursa olsun, hiç olmazsa hakiki bir
askerin meziyetlerine maliktir. Halbuki, Türk-Moğol akrabalığı bugün ilmi bir
hakikattir. Bunları tarihleri ve kanları o kadar birbirine karışmıştır ki, ayrı
ayrı tetkik edilmelerine imkan yoktur. Aynı adı taşıyan kabilenin yarısı Türkçe,
yarısı Moğolca konuşuyor. Hatta bazan tarihin bir devresinde Türkçe konuştuğu
halde bir zaman sonra Moğolca konuşan ve yahut her iki dili birden kullanan
kabileler görüyoruz. Nitekim, Çingiz Han Moğollaşmış bir Türktü. Aksak Temür
ise, Türkleşmiş bir Moğoldu.
***
Tarih tetkikatı ilerledikçe, Türklerin ve Moğolların barbarlığı hakkındaki
telakkilerin çok mübaleğalı olduğu meydana çıkıyor. Bunların yaptıkları
fütuhatın da büyük medeni neticeleri olduğu anlaşılıyor.
Türklerin Aryani sayılması neticesinde meydana çıkan telakkilerden biri de
Hititlerin Türk olmasıdır. Bunu ileri süren nazariyeciler, Türklerin Anadoludaki
eskilikleri ispat etmek ve bir veraset hakkı bulmak istiyorlar. Şüphesiz hissi
cihetten bunu hepimiz isteriz. Fakat ortadaki hakikat şudur: Hititlerin
abideleri okunmuş ve bunların Türk değil, Aryanî oldukları anlaşılmıştır.
Hititlere intisap için Aryaniliği kabul ise, bizim için çok tehlikeli bir
yoldur. Bir defa ırkımızın antropolojik hususiyetleri hiç de Aryanîlere uymaz.
Hatta bizim antropolojik hususiyetlerimizi inkar ederek Anadolu Türkünü eski
Yunanlıların bekayası diye göstermek isteyenlere faydalı bir zemin hazırlamış
oluruz. Bugünün ilmî hakikatlerine dayanarak, düşüncelerimizi şöyle hulâsa
edebiliriz:
Türkler için yabancı kavimlerin medeniyetine sahip çıkmaya lüzum yoktur. Biz,
bizzat kendi yarattığımız medeniyeti tamamen meydana çıkarabilirsek vazifemizi
yapmış oluruz.
Bugün medeni bir millet olarak yaşamak için, İsadan önceki asırlarda bir
medeniyet yaratmış olmaya lüzum yoktur. Nitekim, bugünkü Avrupa milletlerinin
hiç biri böyle eski bir medeniyete sahip değillerdir. Garbın medeniyette şarka
üstün gelmesi 16ıncı asırda başlamıştır. Eğer bilmediğimiz vesika ve deliller
mevcut da bunlara müstenit yeni ve orijinal bir tez müdafaa edilmek isteniyorsa,
şüphesiz bunun da yeri gazete sütunları değildir.
Böyle yazılar gençlerimizi ve henüz Türk tarihi ile yakından ve derinden
alakadar olmayan kardeşlerimizin fikirlerini bulandırır. Mazimize karşı, itimat
hislerini azaltır. Mevcut hakikatlere de şüphe ile bakmasına sebep olur. Bunun
için Türk yavrularına gayet açık olarak söylemeliyiz ki: Senin ataların çorak
topraklarda, sert iklimlerde ve kalabalık milletlerin arasında yaşadığı için,
mükemmel asker olmuş ve ömrü tabiatla ve milletlerle savaşarak geçmiştir. Buna
rağmen fırsat bulduğu zaman, yüksek medeniyetler kurabilmiştir. Fakat askerlikte
kazandığı yüksekliği, henüz medeniyet sahasında göstermeğe vakti olmamıştır.
Bu halde, bizim anamız olan ırkın adı nedir?... Buna Altay ve Turan ırkı
diyorlar. Biz bu ana ırktan türiyen ve sonra onun ayrıldığı şubelerden birini
teşkil eden bir koluz. Aryanî olmadığımız ise, şarkî Türkistanda bulunan
resimler ve elde edilen Türk heykelleri ile de meydana çıkmıştır. Bu resimlerden
mühim bir kısmı Alman âlimleri tarafından neşredilmiştir. Onlarda, Türk, Çinli,
İranlı ve Hintli simaları gayet karakteristik bir suretle birbirinden ayrıdır.
Bu mukayese de Aryanî olmadığımıza son ve müsbet bir delil teşkil eder.
Atsız Mecmua, 1931, Sayı: 6