|
TÜRK GÜCÜ |
Dünyayı korkutan ama bizim farkına varamadığımız potansiyel gücümüz...
Amerika'nın ve Avrupa'nın Türklere bu kadar hırçın, bu kadar bölücü, bu kadar
parçalayıcı davranmalarını yadırgamamak gerekir. Hatta ve hatta bu davranışları
az bile, korktukları konuya göre...
Şöyle bir düşünelim. Yunanistan'daki Yunanlı, Amerika'daki Yunanlı, Avrupa'nın
diğer ülkelerindeki Yunanlı da aynı davranışı gösterir ve birbirlerini tutarlar,
korurlar. Ermeniler için de bu durum aynıdır, Museviler için de. Ne yazık ki
sadece Türkler için bu durum aynı değildir çünkü oynanan oyunlar sonucu
neredeyse birbirlerine düşman edilmişlerdir. Ama bir taraftan aynı ırkları yani
Yunanlıları, Ermenileri, Yahudileri, Fransızları, Almanları toplasanız, diğer
taraftan dünyada yaşayan tüm Türkleri bir araya toplasanız; hele hele Türklerin
genetik yapısını, zeka durumunu -ne yazık ki biz Türkler zeka kapasitemizi
yeterince kullanmıyoruz ama diğer ülkeler tam kapasite kullanım için her tür
çabayı göstermelerine rağmen yine de onlardan ileriyiz- ve diğer özelliklerini
bunlara eklersek özümüze döndüğümüzde Amerikalılar ve Avrupalılar için durumun
ne kadar vahim olduğunu anlarız. Ve neden bize aşağılık kompleksi ile
birbirimizden nefret etmemize çalıştıklarını, bizi en küçük atomlara ayırmaya
çalıştıklarını daha iyi anlar ve tam tersine tüm Türkler tek vücut, tek nefes
olurduk.
Amerika'nın, Avrupa'nın farkına vardığı ve dehşetle korktukları gücümüzün
yalnızca bizler farkında değiliz. Düşünün Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan,
Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, KKTC, ve diğer Türk boylarındaki Türklerle
İran, Almanya, Fransa, Amerika ve diğer ülkelerde yaşayan Türklerin
birleştiğinde oluşacak o güç, o sinerji, o enerji karşısında kim dayanabilir?
Avrupa mı? Yalnızca bir avuç insanı en iyi şekilde eğitirken diğerlerini itaat
edecek robot gibi yetiştiren Avrupa mı? Osmanlı'daki devşirmelerde olduğu gibi
Amerikan yönetimi mi? Dikkat edin Amerika'da başarılı olanlar Amerikan halkı
değil, dışarıdan Amerika'ya yerleşerek kendini Amerikalı hissedenlerdir. Halbuki
Türkiye'yi yücelten kendi öz evlatlarıdır, dışarıdan gelenler, diğer insanlar
ise tam tersine Türklerin onurlarını ayaklar altına aldırmışlardır.
Bütün dünyanın farkında olduğu, yalnızca bizim farkına varamadığımız bu gücü
ağızlarına almak istememelerine rağmen bizi en küçük atomlara ayırarak bu
gücümüzü yok etmeye çalışıyorlar. Amerika Stratejik Araştırmalar Kurumu'nun
geçen yıl, ya da bu yılın başında Washington'da yapılan toplantısında şöyle bir
söz vardı: "Geçmişi Türkler belirledi, bugünü Türkler belirliyor, geleceği
Türkler belirleyecek"... Bir de biz farkına varabilsek bu gücün, bir uyanabilsek
gaflet ve hıyanet uykusundan, bir atabilsek üzerimize serpilen ölü toprağı, o
zaman dünya karşımızda titrerdi. Avrupa kapılarında dilenci gibi beklemez,
Amerika'nın patronumuz gibi davranmasına katlanmak zorunda kalmaz, onurumuzla,
bir Türk'e yaraşır şekilde yaşardık. Ama ne yazık ki farkında değiliz gücümüzün,
hepimiz bir yerlere dağılmış, bizlere biçilen rolü en ince ayrıntısına kadar
oynuyoruz. Hem de düşmanlarımızın bizlere verdiği ihanet, aşağılık kompleksini
abartarak oynuyoruz. Diğer ellerden Türklerle İngilizce anlaşmak zorunda
kalıyoruz.
Bir Avupa ülkesinde karşılaştığım Özbeklerle İngilizce konuşmak beni kahretti.
Sordum "Siz Türk soyundan değil misiniz?" diye; "Biz Uzbekiz" dediler ama
İngilizce olarak. Yine Türkçe sordum, "Peki beni anlamıyor musunuz?" diye;
İngilizce olarak beni anlamadıklarını söylediler... Rus kültürünün ve dilinin
etkisinde kalmalarını görmek, sanki iki yabancı kültür gibi soğuk olmak
gerçekten kahredici. Sanki farklı soydan geliyormuşcasına uzak kalmak.
Hiç değilse Azerbaycan'dan Türklerle konuşurken birbirimizi anlayabiliyorduk. Ve
aynı soydan gelmenin gururunu beraber yaşayabiliyor, bu onuru paylaşabiliyorduk.
Evet Özbeklerin hepsi aynı değildir. Burada Avrupa hayranı Arap hayranı bir
yığın Türk yok mu? Ama olsun, hepsi aynı acı... Buradaki özünden uzaklaşmış
Türk'ü gördüğümüzde nasıl içimiz yanıyorsa, diğer Türk ellerindeki Türklerin de
özlerinden uzaklaşmaları aynı acıyı veriyordu. Bu anlamda Amerikalılar,
Avrupalılar çok başarılı; hepimizi parçalayıp bir kenara atabildiler. Öyle bir
geçim sıkıntısına düşürdüler ki, insanlarla konuştuğunuzda "Ben önce karnımı
doyurayım, çocuklarımın geçimini sağlayayım, bana yeter. Türk olmam karnımı
doyurmaz" der hale getirildiler.
Umarın en kısa zamanda bu gücümüzün -ki işleyen demir pas tutmaz misali uzun
süre kullanılmayan gücü tekrar toparlayabilmek çok daha zordur ve zaman ister;
bizimse o kadar zamanımız yok- farkına varırız da başkalarının kölesi, sömürgesi
gibi yaşamaktan kurtulur, onurumuzla hak ettiğimiz şekilde yaşarız. Umarım en
kısa zamanda bütün dünyadaki Türkler birlik olmanın gücünü anlayabilirler ve
Amerika'nın Avrupa'nın bütün "böl - yönet" politikalarını boşa çıkarırız ve
hakettiğimiz yere gelebiliriz. Biz onların önünde değil, onlar bizim önümüzde
eğilirler.
Küntike