|
Haber - Yorum |
İçerik |
||||||||||||||
|
ERMENİ TASARISI Özellikle son bir haftadır gündemi meşgul eden konulardan birisi de ABD Temsilciler Meclisi'nde görüşülmeye başlanacağı önceden belirtilen sözde ermeni soykırımı tasarısıydı. Uzun süredir ermeni lobileri tarafından ABD'nin sözde ermeni soykırımını tanımasının istendiği bilinen bir gerçektir. Bu amaçla ermeni lobileri yoğun bir çalışma yapmaktadırlar. Tamamı >> "BU KALP SENİ UNUTUR MU" DİZİSİ Show tv kanalında 12 Eylül dönemini ve sonrasını anlatan "Bu Kalp Seni Unutur Mu" adlı bir dizi yayınlanıyor. Askeri cezaevindeki işkence sahnelerinden ötürü Genelkurmay tarafından eleştirilen bu diziye BBP ve MHP de ülkücüleri karalama amacı taşıdığı gerekçesiyle tepki gösterdi. Biz bu diziyi farklı bir açıdan, kerameti kendinden menkul "açılım"ın etkisiyle bugünlerde kimsenin telâffuz etmek istemediği "kürtçülük propagandası" açısından değerlendireceğiz. Tamamı >> TÜRKÇÜ KENDİNİ BİLEN İNSANDIR Bir fikri, ideolojiyi, düşünceyi veya davayı savunan insanda olması gereken bazı meziyetler vardır. Bunlar özetle kararlılık, sebat, dayanıklılık, psikolojik güç ve zekadır. Bu liste aslında çok uzatılabilir ama ben en önemli gördüklerimi yazdım. Tamamı >> ÇİN UYGUR TÜRKLERİ'Nİ KATLEDİYOR! Urumçi'deki Türk kıyımı, Çin'in Doğu Türkistanlı soydaşlarımıza yaptığı zulmün ve bahsettiğimiz katliamın bir kanıtıdır. Çin tarafından kendilerine reva görülen insanlık dışı muamele ve işkencelere dayanamayan Uygurlu soydaşlarımız, sonunda iplerini koparıp tepkilerini göstermeye kalkınca, kana susamış bir vampirden hiçbir farkı olmayan Çin, eline silahını tekrar aldı ve sokaklarda Türk avına çıktı. Tamamı >> İRAN'DA YAŞANAN İBRETLİK OLAYLAR Çağdaş dünya karşısında, her türlü teknolojik, bilimsel ve sanatsal gelişmelere kapalı bir ülkede yaşayan insan, herhalde bu durumdan kurtulmanın yollarını arayacaktır. İnsan böyle bir yaşam şekline ne kadar süre tahammül edebilir ki? Sosyal hayat ve dünya günden güne gelişip büyürken; İran'da yaşayan insanlar, kendilerinin neden bir türlü ilerleme kaydedemediğini ve bütün teknolojik gelişmelerden uzak kaldığını sorguladıkları için olsa gerek, şeriata karşı büyük bir tepki gösteriyorlar. Tamamı >> TERÖRLE MÜCADELE POLİTİKASI Gelişmiş ülkeler, terör konusunda çok hassastır ve terörün hiçbir türlüsüne müsahama göstermezler. En küçük bir terörist grubun varlığını dahi keşfetseler, anında onu alaşağı ederler. Ve en önemlisi kesinlikle teröristlerle pazarlığa oturmazlar. Pazarlığı bırakın, teröristlerle muhatap olmazlar bile. Tamamı >> AVRUPA BİRLİĞİ RÜYASI Başbuğ Atatürk'ün bedensel varlığının bu dünyadan ayrılmasından sonra pek çok konuda maalesef kararlı ve millî bir duruş gösteremeyen Türkiye için belki de en yanlış, eksik ve hatta acemice politika Avrupa Birliği konusunda sergilenmiştir. Tamamı >> EĞİTİMİN TOPLUMSAL ÖNEMİ Geri ve iptidai, hiçbir gerçekliği olmayan uydurma bilgi ve taassupların çocukların kafalarına sokulduğu medrese türü çağdışı kurumlarda yapılan işleme "eğitim" dendiği zamanlarda, hiç kimse uygarlığın ve medeniyetin yolunu göremiyordu. O devirde, beyni dogmalarla işgal edilen çocukların, hayatın gerçeklerini sorgulamalarına izin verilmiyordu. Tamamı >> ÖRÜMCEKLENMİŞ BEYİNLER Yıllardır ülkemizin sırtından düşmeyen cemaatler, tarikatlar gibi dinci gruplaşmaların amacı sosyo-kültürel düzeyi düşük, eğitimsiz ve cahil insanları diledikleri gibi kullanabilmektir. Tabii insanları diledikleri gibi kullanabilmek için de onları cahil bırakmak... Tamamı >> IRAK'TA ROTA DEĞİŞECEK Mİ? 6–7 Nisan 2009 tarihleri arasında Amerika'nın çiçeği burnunda Başkanı Barack Obama Türkiye'yi ziyaret etti. Türkiye'de iki gün geçiren Obama, TBMM'nde de bir konuşma yaptı. İlk gün Ankara'da, ikinci gün ise İstanbul'da bulunan Obama önemli mesajlar verdi. Hatta bizden Heybeliada'da ruhban okulu açılması ve Ermenistan ile Türkiye sınırının kaldırılması gibi ipe sapa gelmez isteklerde de bulundu. Tamamı >> VEKİLİME DOKUNMAYIN Şimdilerde fazla bahsi edilmeyen ama kısa bir süre önce gündemde olan bir konu vardı; milletvekillerinin dokunulmazlığı... Bu konuda siyasi kulislerde uzun tartışmalar yapıldı, sert atışmalar yaşandı fakat sonunda bu konu sümenaltı edilip unutturuldu. Muhalefet çok uğraştı ama iktidar bir türlü şu milletvekili dokunulmazlığını kaldırmadı. Tamamı >> BALIK HAFIZALI OLMAK Olta ve solucan değişse de balıkçı hep aynı. O balıkçı nasıl olsa biliyor ki bu denizde balık var ve atılan her oltaya geliyorlar; balıkları avlamaya ve balıkların sırtlarından geçinmeye devam ediyor. Çünkü hayatın kanunu budur; balık solucana kandıkça, balıkçının yemi olmaya mahkûmdur, başka yolu yoktur. Ne zaman ki solucanın ne olduğunu öğrenir, o zaman balıkçının kovasından ve tavasından kurtulur. Tamamı >> YARGI BAĞIMSIZDIR, MÜDAHALE EDİLEMEZ Henüz toplumsallaşamamış ilk çağ insanlarından tutun da, günümüzün çağdaş uygarlığına kadar kişiler, her zaman adalet arayışı içerisinde olmuşlardır. Çünkü adaletin olmadığı yerlerde anarşi, kan, huzursuzluk ve kaoslar olurken, adaletle yönetilen yerlerde barış, huzur ve refah hüküm sürmüştür. Bilinmektedir ki insanlar, yıllar geçtikçe medenileşmişler ve sonunda bugünkü duruma ulaşmışlardır. Tamamı >> DEVLET - MİLLET İLİŞKİSİ Devlet, milletlerin oluşturmuş olduğu düzenli ve teşkilatlı topluluklardır. Her milletin kendisine ait bir devleti vardır. Devlet anlayışı, milletler için çok eski bir adettir. Bilinen ilk çağlarda, kabile türü devlet yönetimi var olmuş, çağlar ilerledikçe insanlar medenileşmiş ve insanlarla beraber devlet anlayışı da medenileşmiştir. Devlet anlayışı, özünde topluma dayanır. İnsanlar, toplum hâlinde yaşamak zorunda olan canlılardır. Devletin görevi de işte bu toplumu eşit ve adil bir şekilde yönetmektir. Tamamı >> UNUTULAN BİR ŞEHİT Yavuz, gözleri açık olduğu hâlde artık gülümseyemiyordu. Son bir güç ile komutanının elindeki elini sıkmaya muvaffak oldu. Komutanının gözlerinin içine bakarak son bir söz diyecek oldu, nefesi yetmedi. Dudağının sol tarafından sızan ince bir kanla başı geri düştü. Artık Yavuz hiçbir şey göremiyordu. Gözleri yıldızları seyrediyordu ama Yavuz yıldızları göremiyor, yanı başında kendisine ölmemesini emreden Yılmaz üstçavuşunu duyamıyordu. Tamamı >> BU NASIL MİLLÎ İRADE? Ulu Önder Mustafa Kemal, çürümüş Osmanlı'dan sonra kurduğu yeni Türkiye Cumhuriyeti'ni, milletin iradesi egemenliğine dayandırmıştı. Çünkü uygar Türk cumhuriyetinde güç, Osmanlı'da olduğu gibi padişahın değil, artık doğrudan Türk milletinin elinde bulunmalıydı. Bunu sağlamak için Mustafa Kemal ATATÜRK, millet meclisi açtı ki burada, milletin seçtiği kimseler yine milleti temsil edecekti. Gelin şimdi o Meclis'te gerçekten milletin iradesi temsil edilip edilmediğine bir bakalım. Tamamı >> KÜRT SORUNU NEDİR EFENDİLER? Kendine sorun çıkartma bakımında bizim ülkemiz herhalde bir numaradır. Yunan sorunu, Kıbrıs Sorunu, Irak sorunu, Ermeni sorunu, Ege sorunu vs. Sorunların bittiği biteceği yok. Üstüne üstlük her gün yenileri açılıyor başımıza. Bir sorunumuz(!) daha var ki, pusuda bekleyen yılan kadar sinsi ve bir o kadar hain. Bu sözde sorunun adı "kürt sorunu." Kürt sorunu denen şeyi nedense bir türlü çözemedik. Tamamı >> TERÖRİST GÖRÜNÜMLÜ MİLLETVEKİLLERİ Cumhuriyet rejimi, en güzel bir idare biçimidir. Bu idare biçiminde bir diktatör yoktur, olmaması gerekir. Cumhuriyette millet kendisi adına karar verecek olan temsilcilerini kendi seçip meclisine gönderir. Bu sayede millet kendi kendisini yönetir. Yüce Atatürk, bu yüzden Türk Milleti'nin karakterine ve yapısına en uygun rejim olduğunu belirttiği cumhuriyeti, Türk Milleti'nin idare sistemi yapmıştır. Tamamı >> TEK KURTULUŞ - SINIRIN ÖTESİNE GEÇMEK 2002'de Amerika Irak'ı işgal etti ve o gün bugün Ortadoğu'da sular durulmadı. Bu şekilde giderse de kolay kolay durulacağa benzemiyor. Amerika bir petrol sevdasıyla ta kalkıp cehennemin dibinden Irak'a geldi. Burada tozu dumana katıp bütün emperyalist mikroplarını etrafa saçtı. Amerika'nın Irak'a saldırdığında bütün dünya tepki gösterdi. Bir tek kürtler bu saldırıyı memnuniyetle karşıladı. Çünkü Amerika, Irak'a saldırmadan önce kürtlere bağımsız devlet sözü vermişti. Anlaşmaya göre kürtler Amerika'ya destek olacaktı ve Amerika da kürtlere şimdiki Irak'ın kuzeyinde bağımsız bir devlet kurduracaktı. Tamamı >> TOPLUMCULUK Türkçülüğün (ve Ulu Önder Atatürk'ün) ilkelerinden olan toplumculuk nedir? Toplumculuk, toplumdan bencilliğin silinmesi demektir. Toplumda yaşayan her ferdin, kendisi için istediği her bir şeyi, o toplumda yaşayan herkes için ayrı ayrı istemesi demektir. Çünkü toplumcu kimse bilir ki; toplumda bir kişi gelişip güçlendikten sonra, bunun kendisi olup olmamasının bir önemi yoktur. Yeter ki güç, o toplumun içinde olsun. Tamamı >> SAFLAR BELİRLENİYOR Mert insanlar, akıllarından geçenleri akıllarından geçtiği gibi direk söylerken; akıllarından geçenleri söyleyecek, düşüncelerini ve inançlarını savunacak cesareti olmayan kişiler savundukları, daha doğrusu sinsiliğe ve namertliğe dayanan fikirlerini kalıptan kalıba sokar, bir türlü açıklayamazlar. İşte bunların gerçek amaçları ortalığı karıştırmak, kişilerin zihinlerini bulandırmak ve toplumdaki bireylerin bağlarını zayıflatarak onları birbirinden uzaklaştırmaktır. Böylelikle istedikleri olacak, toplumsal bütünlük bozulacaktır. Tamamı >> GÜÇLÜ OLMAK Tanrı, yeryüzündeki bütün canlıları bir savaş içerisinde yaratmıştır. Her canlı türü, kendi türünden veya farklı türden bir canlıyla sıcak veya soğuk olarak savaş hâlindedir. Bu savaş, tabiatın dengesinin korunması bakımından çok önemlidir. Çünkü güçlü olanların çoğalması, zayıfların ortadan kalkmasına bağlıdır. Eğer bir canlı türü yaşamak istiyorsa, o canlı türünün güçlü bireyleri yükselmeli, zayıf bireyleri ise gitmelidir. Tamamı >> IRAK'IN KUZEYİ MESELESİ Amerika, kendisine bu konuda destek vermek şartıyla bir hükümet getirdi Türkiye'nin başına... 3 Kasım 2002'de yangından mal kaçırırcasına yapılan seçimler sayesinde, Amerika'nın Irak'a girmesini sağlamakla görevli bir iktidar kuruldu ve bundan birkaç ay sonra Amerika Irak'a saldırdı. Hem de ne saldırış. Çoluk–çocuk, kadın, yaşlı demeden kırdı geçirdi. Tamamı >> HER YÜZE UYAN MASKE - DEMOKRASİ Milletler tarihinde insanı dehşete düşüren çok hadiseler vardır. Bugünün başarılı milletleri, geçmişteki bu hadiselerle bugün olanları karşılaştırıp, geleceğin tahminini yapanlardır. Bu şekilde yapılan tahminlerde yanılma olasılığı hiç yoktur. Çünkü tarih büyük ölçüde tekerrürden ibarettir. Mesele, güçlü ve zeki olmaktır. Dünya üzerinde yaşamaya hakkı olan milletler, sadece güçlü ve zeki olanlardır. Aciz, zayıf ve zekâdan yoksun milletler ise ya yok olmaya, ya da güçlü ve zeki milletlerin kölesi olmaya mecburdur. Üçüncü bir seçenekleri yoktur. Tamamı >> BİR KOMEDYEN OLARAK MESUT BARZANİ Türkiye-Irak gerginliği son günlerde hızlı bir tırmanış içerisinde. Yükselen bu gerginliğin en önemli aktörü ise tanıdık bir isim: Mesut Barzani. Tanıdık diyoruz çünkü Barzani'nin cebine kırmızı pasaportu koyan, onun dünya ülkeleri ile temasa geçmesini sağlayan, bugün sıradan bir kişi olmamasının müsebbibi olan devlet, devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti'dir. Turgut Özal'ın cumhurbaşkanlığı döneminden beri gereksiz bir şekilde arka çıktığımız Barzani, şimdi arkasına aldığı Birleşik Devletler'in de gücüne güvenerek Türkiye'ye meydan okuyor. Tamamı >> TÜRK KARŞITI CEPHE FAALİYETLERİ VE DERİN MEDYA Türkiye'de son gelişmeler gösteriyor ki, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Türk'ün karşısında, millî değerlerin karşısında eski devirlerde görülen yapılanmalara benzeyen, bu yapılardan biraz da farklı olan şer bir cephe oluşmuştur. Bu şer cephe, tek bir görüşü, eğilimi barındırmıyor. Türk karşıtı bu cephe; Marksist-Leninist, aşırı solcu, yeni liberalist, yeni İslamcı, ikinci cumhuriyetçi, azınlık psikolojisi ile hareket eden, etnik milliyetçi, ırkçı bir cephe… Bu tehlikeli yapılanmanın üyeleri, görüş farklılıkları olmasına rağmen ulus devletin ortadan kaldırılması, Türklüğün yıpratılması amacında birleşerek, değişik yöntemlerle saldırılarına başladı. Tamamı >> TÜRKÜZ, TÜRKÇÜYÜZ, ATATÜRKÇÜYÜZ Türk olmanın ayıp sayıldığı, hele Türkçü olmanın en büyük ayıp sayıldığı bir döneme girdik… Türk'e, Atatürk'e yönelik saldırıların artarak devam ettiğini görüyoruz. Türkiye'de Türkler'i zor günler bekliyor, onun için "Türküm, Türkçüyüm, Atatürkçüyüm" diye haykırmak hiç bu kadar anlamlı hale gelmemişti. Ulus devletin, birlik ve beraberliğin tehdit altında olduğu ortada... Tamamı >> TÜRKİYE, "IRAK RAPORU" VE KÜRTLERLE DANS ETMENİN SONU! 1991 yılında meydana gelen Birinci Körfez Savaşından bu yana, Irak ve Irak'ın geleceği üzerinde hesap yapmayan ülke kalmamış gibidir. Bunların en başında da ABD ve İsrail ile onların batılı müttefikleri gelmektedir. İkinci olarak da, Irak'ın komşuları olan ülkeler, İran, Suriye ve diğer bölge ülkeleri sayılabilir. Peki Türkiye'yi de bu ikinci gruba dahil edebilir miyiz? Türkiye'nin bir Irak politikası var mıdır? Varsa nedir? Tamamı >> AVRUPA YOLUNDA SON DURAK Türkiye K.K.T.C.'den vazgeçsin mi, vazgeçmesin mi? K.K.T.C., teslim edilsin mi, edilmesin mi? İşte son günlerde bu soruların cevabı aranıyor. AB uğruna gelinen son nokta budur. Yapılan yasa değişikleri, verilen tavizler yetmedi. Şimdi de Türkiye'nin K.K.T.C.'den vazgeçmesi isteniyor. AB'ye üyelikten ziyade "AB sürecine" muhtaç olan, bu sürecin devamını iç siyasette elini kuvvetlendirme aracı olarak gören Akp hükümetinin bu sürecin devam etmesi için Rum kesimini tanımasını istiyorlar. Tamamı >> ŞEHİT MEHMETÇİĞE MEKTUPLAR Şanlı Asker; Kanın yerde kalmadı, kalmaz! Türk'ün döktüğü her gözyaşı acılarla bilenen kinimize kin ekliyor. Türk analarının döktüğü her gözyaşı yüreğimize akan alev.. Vatan için kan, vatan için can, vatan için mal, vatan için ne gerekiyorsa hepsini fedaya hazır bir ruhla; mücadeleye yeni başlamış gibi aynı hız, azim ve kararlılıkla düşmanların üzerine demir bir yumruk gibi, yıldırım gibi inmeye hazırız. Tamamı >> TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ'NİN YANINDAYIZ Türk Silahlı Kuvvetleri, Büyük Atatürk'ün gösterdiği yolda, çağdaş yapısı, cesareti, kahramanlığı, vatanseverliği, çalışkanlığı ve disiplini ile emin adımlarla yürümektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri, Büyük Atatürk'ün "Türk vatanının ve Türklük camiasının şan ve şerefini, dahili ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifesini, her an yapmaya hazır ve amade olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inanç ve itimadımız vardır" sözüyle vermiş olduğu görevin, belirtilen güvenin farkında olup, bu görevi layıkıyla yerine getirme, ulusun ve önderin duyduğu güveni boşa çıkarmama azmi ve kararlılığındadır. Tamamı >>
|
|