|
"Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen; Türk İstiklalini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve
müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve İstikbalinin yegane temeli budur. Bu
temel senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum
etmek isteyecek dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün; İstiklal ve
Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, içinde bulunacağın vaziyetin
imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait çok namüsait bir
mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar
bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün
tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi
bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitlerden daha elim ve daha
vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidar sahipleri gaflet ve delalet
hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi
menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleri ile tevhid edebilirler. Millet
fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk İstikbalinin Evladı!
İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklal ve
cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda
mevcuttur!"
***
TÜRK'ÜN SON BAŞBUĞU ATATÜRK işte bu sözlerle hitap etmiştir Türk
Gençliği'ne... Başbuğ'umuz sanki bugünleri görmüş gibi bizleri önceden
uyararak vazifemizi bildirmiştir.
O'nun da dediği gibi bizi "En Büyük Hazinemiz"den mahrum etmek isteyen
iç ve dış düşmanlara karşı mücadele zamanımız gelmiştir. Gözümüzün bebeği
vatanımız dört bir yandan kuşatılmış, milli gururumuz rencide edilmiş;
milletimiz ciğeri beş para etmeyen conilere muhtaç duruma düşürülmüş;
devletimiz, içimizdeki hainler yüzünden sömürgeleştirilmiş ve
bağımsızlığımız elimizden alınmıştır.
Beyinleri çoktan yabancılaşmış, ruhlarını ve kimliklerini dış düşmanlara
satmış zihniyetler yüzünden bugün kendi vatanımızda, kendi kimliğimize
hasret kalmışız. Dedelerimizin, ninelerimizin kanlarıyla sulanan bu
topraklar üzerinde iğrenç tezgahlar kurulmuş ve gençlerimiz ideolojiler
uğruna şer odaklarının hain planlarına alet edilmiştir.
Ey Türk evladı, gün artık bugündür! Üzerine serpilen
ölü toprağını atmanın, yemliha uykusundan uyanmanın zamanı gelmiştir.
Artık 10 Kasım Başbuğ Atatürk'ü gözyaşlarıyla anmanın
değil, O'nun emanetine göz dikenlerin gözlerini oyma günüdür. Ancak
bu şekilde Ata'nı anabilir, O'nun ruhunu şad edersin. Ağlayarak sızlayarak
emanete sahip çıkılmaz.
Asırların kini bilenmeli, lavlı bir volkan gibi püskürmelidir... "Türk"
kimliğini ve "Türk Yurdu"nu canın pahasına korumak senin en kutsal
görevindir. Vatanının üzerinde oynanan oyunlara karşı koy! Hainlerin
amaçlarına ulaşmalarına izin verme! Yurduna uzanan kirli elleri kırmak,
onları bu ülkeden kovmak senin en birinci vazifendir. Sen; bu ülkeyi sadece
yüreğindeki Vatan ve Hürriyet aşkıyla yoktan var edenlerin torunusun. Kudretin damarındaki asil kanda mevcuttur!...
"EY TÜRK GENÇLİĞİ! EMANETİNE SAHİP ÇIK!"
|